Güvencesiz Kürt, güvencesiz emektir - Murat Işık

Kürt halkı toplumsal eşitsizliklerin, yoksulluk ve güvencesizliğin derinleşmesine karşı bir çıkış arıyor. Bu amaçla yoksullukla mücadele ve özerk katılımcı Ekonomi çalıştayından, Ekolojiye, Kadına, Sağlık ve Eğitim politikalarına kadar birçok konuda sempozyumlar, çalıştaylar düzenleniyor.

Geçen hafta da bu çalışmalara bir yenisi eklendi. DTK’nın öncülüğünde “Kürdistan’da Çalışma Yaşamı ve Emeğin Örgütlenmesi Çalıştayı” gerçekleştirildi. Aslında son zamanlarda yoğun çalıştay, sempozyumların yapılması, Kürt Siyasal hareketinde zihinsel bir sıçrama yarattığı düşüncesindeyim. Son çalıştay da “Çalışma Yaşamı ve Emeğin Örgütlenmesinin” ele alınması, güvencesizliğin zirve yaptığı Kürt coğrafyası açısından oldukça anlamlı olmuştur. Kişisel olarak bu konuyu oldukça önemsediğimi belirtmek isterim. Çünkü Kürt halkı yaşamın her alanında teslim alınmak ve güvencesizlik girdabına itilmek istenmektedir. Kürt coğrafyasında hayata geçirilen güvencesizleştirme politikaları sadece emekçilere yönelik olmadığı, aksine Kürt halkının bütününe uygulandığı bilinmelidir. Coğrafyanın genelinde uygulanan Ekonomik, Ekolojik, Kültürel asimilasyon politikaları o kadar inceltilmiş durumda ki, adeta soykırıma dönüştürülmüştür. Otuz yıllık çatışmalı süreçte; can ve mal güvenliği ortadan kaldırılan Kürt halkının tüm yaşam damarları adeta kesilmiştir. Askeri bölgeler, yayla yasaklarıyla tarım ve hayvancılık yok edilmiş... Enerji, Maden, Sanayi alanlarında bölgede üretilen ne varsa, bölge dışına aktarılmış... Barajlar, HES’ler coğrafya tahrip edilecek şekilde, askeri amaçlar için inşa edilmiştir. Ancak sömürgelerde görülebilecek bu politikalar Bölge’de işsizliği, yoksulluğu ve güvencesizliği derinleştirmiştir.

Özellikle seksenlerden sonra sermayenin enformel işçiye olan talebinin artması ve yaşanan savaşa, sermayenin destek olması, Kürt halkının kitlesel olarak göçertilmesini beraberinde getirdi. Zorla göçe tabi tutulan köyleri yakılıp, yıkılan Kürt yoksulları, sermaye için ucuz, güvencesiz, kayıt dışı enformel sektörlerde çalışabilecek yedek iş gücünü oluşturdu. Kürt halkı otuz yıl da tarihin en büyük ‘mülksüzleşme’, ‘yoksullaşma’ ve ‘proleterleşme’ hareketiyle karşı karşıya kaldı. Bu süreci ifade eden en can alıcı kavram kuşkusuz ki ‘işçi sınıfı Kürtleşiyor’ kavramıdır.

Türkiye’nin Küresel ekonomiye entegrasyonu, dünyada Çin’den sonra en fazla büyüyen ikinci ekonomi durumuna gelmesi...

Ve sermayenin Küresel rekabet gücünün artmasında, çatışmalı süreçten kaynaklı göçle sanayiye aktarılan Kürt proletaryasının payı büyük olmuştur. Son zamanlarda AKP’nin bölgeyi Çin’leştirmeye çalışmasının ardında yatan gerçek, Bölge’de çalışabilir genç ve ucuz emeğin daha fazla sömürülme arzusudur. Bu nedenle teşvikler verilerek kendine yakın Kürt burjuvazisi üzerinden sömürü derinleştirilmek istemektedir. Özcesi; DTK’nın “Emeğin Örgütlenmesine” dönük zihinsel çabalar gerçekleştirmesi oldukça önemlidir. Ancak taşeronlaştırma ve güvencesiz işçi çalıştırma konularında Belediyelerin iyi bir sınav vermediği, Demokratik Toplumcu bir emek bakış açısına sahip olunmadığını bir eleştiri olarak söylemek gerekir. Kuşkusuz devletin engellemeleri, taşeron işçi çalıştırmaya dönük yasal zorlamalar ve bir işe sahip olmak isteyen geniş işsiz kitleler bulunduğunu bilmekle birlikte, ancak hiçbir gerekçe taşeron işçi çalıştırmayı haklı gösteremez. Kaldı ki Taşeronlaştırma, güvencesizlik, işsizlik bir insan hakkı ihlalidir. Bireyin devlete olan ekonomik bağımlılığını ortadan kaldırmak için Toplumun kendi kendine yetebileceği üretim ve tüketime dayanan kooperatifleşmeler, tarım ve hayvancılık alanında projelerin geliştirilmesi coğrafyada ki ekonomik asimilasyonun, güvencesizliğin önüne alacaktır. Katılımcı özerk ekonomik bir yapının inşası güvencesizliğin panzehri olacaktır. Sonuç olarak yapılan çalışmalar yaşamla buluşturulamaz sonuçlar pratikleşmezse, o zaman bu kavramların altının boşalma ihtimali yüksek olacaktır. Bu nedenle herkes üzerine düşeni bir an önce yapmalıdır.