Yoksulluk artınca çocukların ellerindeki nasır da artıyor - Özgür Hüseyin Akış

Yazının sonunda yazacağımı baştan yazıp devam edeceğim. Her şey sınıfsal mı? Evet sınıfsaldır.

Neden mi?

Bizim öğrendiğimiz adıyla Burjuva devrimleri olan ve okullarda Sanayi Devrimi adıyla öğretilen devrimler, 18. yy’dan itibaren üretim şekillerinin değişimi ve ülkelerde sermaye birikimlerinin oluşumuna sebebiyet vererek iki sınıfın var oluşuna neden olmuştur. Burjuvazi ve işçi sınıfı arasındaki iktidar kavgası ve bütün yaşamı belirleme savaşı hâlâ devam ediyor. Aşağı da bahsedeceğim sorunların öncelikleri kimi Ülkelerde farklılık gösterse de hepsinde varlar.

Toplumu oluşturan birçok kesim var. Kimlikleri, inançları, cinsiyetleri, engel durumları, yaşları vb. Hiçbirisinin sorunu şahsına münhasır sorunlardan oluşmuyor. Evet dilleri, kültürleri nedeniyle maruz kaldıkları baskılar, işkenceler unutulunca geçecek acılar değil.

Farklı inançların iktidarın seçim stratejilerinin parçası yapılarak çözüldüğü iddia edilse de dışlayıcı politikaların devamlılığını sağladığını biliniyor. Kadınların, eşcinsel bireylerin uğradıkları fiziksel şiddetin yanı sıra, iktidar mensuplarınca kullanılan dilin psikolojik bir şiddet olduğunu da biliyoruz.

Yine engellilerin tek başlarına hareket edecekleri yaşam alanlarının olmadığını birçok temel başlığın yanı sıra erişilebilirlik konusunda yaşadıkları sorunları da kendilerinden defalarca dinledik. 18 yaşın altındaki çocukların uğradıkları cinsel istismarlar ilk duyulduğunda tansiyonları yükseltse de alışılıyor. Yine çalışırken pres makinesine sıkışıp öldüklerinde “nasıl olur bu?” diye sorular sorsak da cevabı aramakta çok da ısrarcı davranmıyoruz.

Birçok ülkede 200 yıldan fazla zamandır iktidarda olan sermaye sınıfı, ekonomik ve toplumsal alanda belirleyen konumda olduğu için, sorunların oluşumunda ve derinleşmesinde sorumluluk taşımıyor mu?

Toplumun ortak sorunları varken neden öncelik sıralamasıyla ve belirleyen sınıfın sorumluluğunu görmezden gelerek hak temelli mücadele yürütüyoruz? Herkes kendi kapısının önünün süpürse de sermaye sınıfı, işçi sınıfının bütün haklarını çöp tenekesine süpürmeye devam ediyor.

Evet çocuk işçiliği ile mücadeleyi çocuk işçilere bırakmadan kimi sorular ve cevaplar ile devam edeyim.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ EBEVEYNLERİN TERCİHİ Mİ?

TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de 720 bin çocuk işçi çalışıyor. Bu verilere ulaşmak için yapılan çalışma 2019 yılının Ekim ve Aralık aylarını kapsıyor. Yani mevsimsel çalışan çocukları kapsamıyor. Tarım sektöründe bütün aile fertlerinin çalışması ile kazanılan ücreti bütün yıla yayarak geçimini sağlayan bu ailelerin tercihinden çok ortada bir zorunluluk var.


Fotoğraf: https://fisek.org.tr/projeler/calisan-cocuklar-fotograf-yarismasi/calisan-cocuk-fotograflari-yarismasinda-sergilenen-eserler/8-calisan-cocuk-fotograflari-yarismasi-sergisi/

MÜLTECİ ÇOCUKLARIN HEPSİ OKULLARDA MI?

Suriye’de 2011 yılın da başlayan savaş ve sonrasında başka Orta Doğu ülkelerinde yaşanan iç savaş ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle milyonlarca Mülteci Türkiye’ye sığınmacı olarak yerleşmiştir. Sadece üç milyondan fazla Suriyelinin bulunduğu Türkiye’de bu mültecilerin 1/3’ünün çocuk olduğu tahmin ediliyor. Birçok sektörde özellikle tekstil sektöründe ve sokaklarda ucuz iş gücü olarak çalışan mülteci çocuklar yine TÜİK’in araştırmasında yer almıyor.


Fotoğraf: https://fisek.org.tr/en/projeler/calisan-cocuk-karikatur-yarismasi/1-calisan-cocuk-karikatur-yarismasi/1-calisan-cocuk-karikaturleri-yarismasi-sonuclari/1-calisan-cocuk-karikaturleri-yarismasi-sergisi/

ZORUNLU STAJ, ÇIRAKLIK MESLEK EDİNDİRMEK İÇİN Mİ?

Küçük işletmelere devletin armağanı olan ucuz veya ücretsiz emek olarak sayabileceğimiz bu çocuklar da yine araştırmalarda yer almıyorlar. 2017 yılında AKP iktidarının bulduğu çözüm, bu çocuklara asgari ücretin üçte birini işsizlik fonundan ödemek oldu. Yine bu çocuklar için sağlık sigortasını yeterli görüyorlar.


Fotoğraf: https://fisek.org.tr/calismalar/cocuk-emegi/cocuk-emegi-fotograf-albumu/

Yazının başlığı bana ait değil. 15 yaşındaki bir çocuk işçinin sokak röportajı aslında benim bir yazıyla anlatmaya çalıştığımı 50 saniyeye sığacak bir videoyla anlatmış. Diyor ki “okulu aileme destek olmak için bıraktım.”

Herkes kendi kapısının önünün süpürse de sermaye sınıfı, işçi sınıfının bütün haklarını çöp tenekesine süpürmeye devam ediyor.

Yoksulluktan mı?

Çalışmaktan ellerinde oluşan nasırları gösteriyor. Devlete sesleniyor “buna bir çare bulun.” Ne kadar doğru bir adres değil mi? Devleti hangi sınıf yönetiyorsa bu sorunu ortaya çıkartan o sınıf diyor. Yine devleti çocuk işçiliğinden çıkarı olmayan bir sınıf yönetirse sorun çözülür. Yani devlet çözer.

https://twitter.com/i/status/1595490371319918592

PolitikYol